ÖMER ULUÇ (1931-2010)

 

ÖMER ULUÇ (1931-2010)
Kağıt üzeri akrilik, 2003 tarihli, imzalı.
70x45 cm

 

1953 yılında Robert Koleji bitirdikten sonra 1953-1957 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde önce mühendislik sonra resim eğitimi gördü. 1953 yılında Nuri İyem’in öncülüğünde kurulan "Tavan arası Ressamları" olarak adlandırılan grupta yer aldı ve grup içinde akademizme tepki olarak soyut-dışavurumculuk anlayışına yöneldi. ABD’de öğrenim gördüğü yıllarda soyut resim çalışmalarına devam eden sanatçı, bu anlayışın önemli temsilcilerinden Fransız sanatçı Nicolas de Staël’den etkilendi. 1960’larda daha kişisel ve özgün bir sanat arayışı içine giren Uluç, Fransız resminin etkisinden uzaklaştı ve Osmanlı sanatının canlı renkleri ve dolaysız soyut anlatımından etkilenerek rengi son derece özgür kullandığı tek renkli düz bir fon üzerinde hareketli lekeler oluşturdu. 1960’lı yılların ortalarına doğru bu lekeler canlı renkli kapalı biçimlere dönüşerek armaya benzer imgeler ortaya çıkmıştır. Sanatçının soyut anlayışı biçimi tümüyle ortadan kaldırmaya karşıdır. Bu bağlam içinde betimlediği yumakları önce figürü anımsatan bir görüntüye ulaştırmış, sonra da figüre, özellikle de kadın figürüne dönüştürmüştür. 1973-77 arasında Nijerya’da bulunduğu dönemde, tuvalindeki kadın figürüne bebek-çocuk imgesi de eklenir. 1980’lerde yumaklar çözülerek serbest eğrisel  renk çizgilerine dönüşür; ayrıca sanatçı tek renkli düz fondan vazgeçerek zemini de renkli, serbest ve hareketli çizgilerle oluşturmaya başlar. 1990’lı yıllardaki çalışmalarında ise, kolaj tekniği ile imgeyi tuvalin köşesine iterek resim sınırlarının dışına taşırdığı eserler üretmiştir. Sanatçı bu eserlerini 1994 yılında önce İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde, sonra da ‘Artı Nesneler’ adıyla Paris’te sergilemiştir. 2000’li yıllar ise sanatçının üç boyutlu Lucy’lerinin dönemidir. Uluç, bu dönemki yapıtlarında sırasıyla halat, alüminyum, polyester ve pleksiglas renkleri kullanmıştır. Resimde hareketliliğe önem veren ressam, üç boyutlu işlerini tekerlekle de sergiler. 2007 yılında gerçekleşen retrospektif sergisinde de, sergi mekanı olarak bir vapuru tercih eder.

Sanatta kendini tekrarlamaktan özellikle kaçınan, risk almayı seven ve sanat anlayışını ‘Umut Burnundan Dolaşarak’ adlı kitapta Serfinaz Ergun’la yaptığı 21 Aralık 2009 tarihli söyleşide, “Ben geç kalmış bir ülkenin geç kalmış sanatçısı olmaktan kurtulmak istiyorum. Olay bu.” cümlesiyle ifade eden Ömer Uluç, son sergisini 2009 yılında İstanbul’da açmıştır. Sanatçı, 28 Ocak 2010 tarihinde, iki yıldır tedavi gördüğü akciğer kanserine yenik düşerek İstanbul’da vefat etmiştir.