MUSTAFA NUSRET SUMAN (1905-1978)

 

MUSTAFA NUSRET SUMAN (1905-1978)
Bronz,2/3, imzalı.
32x20x20 cm

   1922 yılında Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (bugünkü Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) giren Nusret Suman, Hikmet Onat ve İbrahim Çallı atölyelerinde öğrenim gördü. Daha sonra heykele yönelerek İhsan Özsoy’un atölyesine devam etti. Mezun olduktan sonra, Avrupa sınavını kazanarak Cumhuriyet döneminin Avrupa’ya ilk gönderilen dört heykel sanatçısından biri oldu. Avrupa’da bulunduğu dönemde, önce Münih’te Hans Hoffman’ın (1880-1966) atölyesinde resim, daha sonra Paris’te Charles Despiau’nun (1874-1946) atölyesinde heykel üzerine eğitim gören sanatçının eserlerinde her iki eğitmenin izleri açıkça görülür. Desene ve resme önem veren heykeltıraşlardan biri olan sanatçının eserlerinde ışık kullanımı ve konstrüksiyon başarılıdır. Portreleri hem plastik, hem de doğanın ifadesini verme açısından değer taşır. 1950’li yıllarda gerçekleştirdiği eserlerinde, klasik çizgisine devam ederek Despiau’nun natüralizmini uzun yıllar sürdürür. 1960’lı yıllarda başlayan köycü söylem, Suman’ın da köylü kadın temasına yönelmesine neden olur. Bu yıllarda Suman, Despiau’dan ziyade Hoffman’ın etkisinde ‘inşa’ üzerine temellenen eserler ortaya koyar.  Figür biçimlemesinde, malzemenin özelliğini öne çıkarmaya çalışır ve ayrıntıları azaltarak kütle etkisini güçlendirir.

   Sanatçı kimliğinin yanı sıra akademik kimliğe de sahip olan sanatçı, 1942 yılında Rudolf Belling’in (1886-1972) önerisiyle Güzel Sanatlar Fakültesi’nde taş ve ağaç atölyesinde asistan olarak göreve başlamıştır. 1949 yılında heykel atölyesi öğretmenliğine getirilmiş, 1955 yılında Ali Hadi Bara’dan boşalan modelaj öğretmenliğine atanmıştır. 1959 yılında Heykel Bölümü taş atölyesi öğretmenliğine geçerek 1969 yılında ‘profesör’ unvanı almıştır. Aynı yılın sonunda kendi isteği ile emekliye ayrılarak Amerika’ya gitmiş ve çalışmalarını bir yıl burada sürdürmüştür.

   1933 yılında kurulan D Grubu’nun 1941 yılındaki 9.sergisine katılan Suman’ın İstanbul Resim Heykel Müzesi’ndeki eserleri dışında, Gelibolu’da Namık Kemal heykeli, Ankara’da Anıtkabir kulelerinde iki rölyef çalışması ve çeşitli illerde Atatürk anıtları mevcuttur. Sanatçı, Ankara’da Sıhhiye Meydanı için yaptığı ve bir dönem Ankara’nın simgesi olarak kullanılan ‘Hitit Güneşi’ adlı çalışmanın açılış öncesi son kontrollerini yapmak için İstanbul’dan Ankara’ya giderken geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirmiştir.