BURHAN UYGUR (1940, Tirebolu-1992)

 

BURHAN UYGUR (1940, Tirebolu-1992)
Kağıt üzeri yağlıboya, imzalı.
40 x 28 cm

Soyut ve figüratif unsurları bir arada kullandığı yapıtlarıyla tanınan sanatçı, 1961 yılında girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin Resim Bölümü’nde önce Nurullah Berk, daha sonra da Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyelerinde öğrenim gördü. 1969 yılında mezun olan Uygur, 1970'te Avusturya Hükümeti'nin bursuyla Salzburg Yaz Akademisi'nde çalıştı ve Amsterdam’da bir sokak sergisi açtı. 1972 yılında, Taksim Sanat Galerisi’nde açtığı ikinci sergi ve ardından Melda Kaptana Galerisi’ndeki sergisi sanat dünyasında adının duyulmasını sağladı.

Yapıtlarında kendi iç dünyasını yansıtan ve yaşam-ölüm-ölümsüzlük çemberindeki sonsuzluk kavramını vurgulayan ressamın kullandığı renkler ve çizgileri şiirsel bir etkiye sahiptir. Kuralların kendisini sınırlandırdığını düşünen ve duygularının yönlendirdiği bir yaşam tarzını tercih eden Uygur, sanat yaşamında da aynı felsefe ile hareket etmiştir. Sanatçı, resmini akademik kuralların dışında özgün bir tarzda oluşturmuş, kendine özgü bir perspektif ve naif bir anlatım kullanmıştır. Eserlerinde de, tıpkı hayatta olduğu gibi, yaşamla bir hesaplaşma içinde olmuş; insan merkezli resimlerinde gözlemleri, algıları ve bilinçaltının biriktirdiklerini yansıtmıştır. Çocukluğuna dair anılar, dört yaşında babasını yitirdikten sonra hayatındaki en önemli  figürlerden biri olan ve kendisini yoksunluklar içinde büyüten, okutan annesi Nadide Hanım ile olan ilişkisi, bilinçaltındaki birikimler ve karşıtlıklar resminin yardımcı öğeleridir. Kullandığı anne ve çocuk figürleri genellikle eşi Vesile Hanım ile oğlu Tuna’dır. Portrelerini hızlı ve spontan çizgilerle gerçekleştiren ressamın bu çalışmalarında modelinin kimlik saptamasını ve anlık ruh halini iyi bir gözlem gücüyle yakalayarak resme yansıttığı dikkat çeker. Genellikle figür ağırlıklı soyutlamalarıyla tanınan sanatçının az sayıda soyut peyzajı da vardır. Tuvalleri de az sayıda olan Burhan Uygur, malzeme olarak daha ziyade kağıdı tercih etmiştir. Desenlerinde kurşunkalem, tükenmez kalem ve pastel gibi çeşitli malzemeleri bir arada kullanan sanatçı, bu malzemeleri kullanırken de farklı yöntemler uygulamış, örneğin pastelle yaptığı resimlerde boyayı fırça yerine parmaklarıyla yüzeye yaymıştır. Birçok resminde yazıdan da yararlanan sanatçının, kompozisyonun herhangi bir yerine yerleştirdiği bu yazılar resmin adı ya da temasına ilişkin bir paragraf olabilmektedir. Kağıt, tuval, seramik gibi farklı yüzeylere resim yaparak arayışlarını sürdüren Uygur, 1980’li yıllarda, Üsküdar bit pazarı esnaflarından olan dostu İlyas Usta’nın dükkanında gördüğü ahşap kapı, sandık, çerçeve gibi eşyaların üzerine de resim yapmıştır.

‘Cehennem Kraliçeleri’, ‘Uzakdoğunun Resim Ustaları’, ‘Bedbaht Karganın Karanlıklar Kraliçesini Ziyareti’, ‘Eşek Herifin Damadı’, ‘Lord ve Lordiçe’ gibi orijinal ve şiirsel isimler taşıyan tablolara imza atan sanatçı, 1968 yılında Çağdaş Ressamlar Cemiyeti Yılın Genç Ressamı Jüri Özel Ödülü’nü, 1978’de  Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü’nü,  1988’de de 2. Asya Avrupa Bienali İkincilik Ödülü’nü kazanmıştır.