OSMANLI TUĞRALI AYNA VE TIRNAK

 

Osmanlı, lake tuğralı ayna ve tırnağı..
19.yy. sonu
Ayna 89x170 cm
Konsol 95x120x50 cm

OSMANLI’DA MOBİLYA KÜLTÜRÜ

Osmanlı’da Batı dünyasının kullandığı anlamda mobilya ilk olarak 19.yüzyılda, özellikle de Dolmabahçe ve Beylerbeyi gibi Batı üslubunda yapıların oluşturulmasıyla başlar. Bu dönemden önce Osmanlı mimarlığında taşınabilir mobilyaya çok az yer verilmiştir. Osmanlı/Türk evindeki ihtiyaçlar mimariyle birlikte yapının bir parçası olarak çözümlenmiştir. Örneğin, iç mekan oldukça boş ve ferah tutulmuş, sedirlerin üzeri şilte ve yastıklar, yerler ise halı ve kilimle kaplanmıştır. Depolama için yüklük denilen dolaplar ve duvar rafları ile duvarın içine yapılmış küçük gözlerden oluşan tembelhaneler kullanılmıştır. Düzen günlük gereksinmeler için kullanılan eşyanın işi bittiğinde ortadan kaldırılması üzerine kuruludur; yatmak için akşam yüklükten çıkarılan döşeklerin sabah toplanması, yemek zamanlarında katlanabilir ayaklar üzerine kurulan sininin sonra dışarıya çıkarılması gibi. Bu dönemde Osmanlı evlerinde sandık, beşik, rahle ve tabure gibi az sayıda taşınabilir eşya mevcuttur. Bu eşyaların özellikle büyük yerleşim yerlerinde üretilmiş olanları oyma, kakma, boyama gibi ahşap işlerinin çok ince örneklerini taşır. Mobilya geleneğinin bulunmaması ustaların hünerlerini bu tarz eşyaların üzerinde sergilemesini sağlamıştır. Edirnekari ve sedef kakma en sık kullanılan geleneksel süsleme yöntemleri arasında yer alır. Konutlardaki kapı, tavan, dolap kanadı gibi yapı elemanlarıyla ile saat, çeyiz sandığı, para kutusu, sanduka, çekmece, rahle, kavukluk, kalemdan gibi dekoratif malzemelerin bezemesinde kullanılan Edirnekâri tekniğinde doğal çiçekler, yapraklar ve meyvelerden oluşan süsleme ögeleri en ince ayrıntısına kadar işlenir. Başlangıçta stilize bitkisel süslemeler tercih edilirken, 16. ve 17. yüzyıllarda doğalcılık anlayışıyla işlenerek kendine özgü bir üslup kazanmıştır. 18. yüzyıldan itibaren, Avrupa sanatının da etkisiyle Barok ögeler çoğalmış; altın yaldız, yeşil ve kırmızı boyalı bezemeler lake olarak çalışılmıştır. 17.ve 18.yüzyıllarda zirveye ulaşan sedef işçiliği de kapı, pencere, dolap kanatları, kürsü, çekmece, Kuran muhafazası dışında rahle, masa, koltuk, kanepe, sehpa gibi mobilyaların üzerinde uygulanmıştır.

19.yüzyıldaki Batılılaşma girişimleri Osmanlı’daki mobilya anlayışını da değiştirmiştir. ‘Batılılaşma’ kavramı toplum yapısıyla bağlantısız olarak sadece Avrupa’dan ithal edilen mallar ile özdeşleştirildiği için, değişen günlük yaşamda mobilya alanındaki ihtiyaç da Batı’dan ithal edilen eşyalarla giderilmiştir. II.Abdülhamid döneminde (1876-1909) şehir yaşamının değişmesiyle birlikte Osmanlı insanının günlük yaşamı ile üretim ve tüketim kalıpları da değişmiştir. Bu dönemde İstanbul’da, özellikle Pera’da dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen mobilyaları satan mağazalar açılmaya başlamıştır. Ayrıca, kullanım amaç ve yerine göre özel siparişle yapılan mobilyalar da ithal edilmiştir. Osmanlı pazarına özel yapılan Avrupa kökenli bu mobilyalarda Osmanlı arması, tuğra, sancak, ay-yıldız gibi motifler kullanılmıştır. Avrupa dışında Uzakdoğu’dan da mobilya getirtilmiştir. Dönemin en önemli yerel mobilya üretim merkezi ise, Sultan II.Abdülhamid tarafından Yıldız Sarayı’nda açılan Tamirhane-i Hümayun’dur. Avrupa’dan son sistem marangoz aletleri getiren Sultan Abdülhamid’in birçok usta ve çırakla birlikte çalışarak ürettiği eşyalar Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan ve Yıldız saraylarının Batı tarzı mobilya ihtiyacını bir ölçüde karşılamıştır. Bizzat padişahın ürettiği mobilyaların yanı sıra, ressam Emil Meinz gibi Tamirhane-i Hümayun’da çalışan sanatçıların elinden çıkmış mobilyalar da mevcuttur. Tamirhane-i Hümayun üretimi mobilyaların büyük bir bölümünde Sultan II.Abdülhamid’in tuğrası yer alır, ancak bunların hangilerinin bizzat padişah tarafından yapıldığını söylemek güçtür. Bu atölyenin üretimlerinin üzerinde ayrıca ‘Tamirhane-i Hümayun imalatı’ ibaresi, usta ve tarih damgası da yer alır. Süsleme olarak ise en çok kullanılan motif  ay-yıldızdır. Tamirhane-i Hümayun dışındaki yerel mobilya üretim merkezleri o dönemde Galata, Pera ve Nişantaşı’nda açılan Narses Narliyan, Psalti, Hakkı Usta, Mora Biraderler, Refik Bey Marangoz Fabrikası gibi yerlerdir.